Mehmet Göreli
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bankacılık
  4. KREDİ KARTLARINDA DÜZENLEME MEVSİMİ BAŞLADI MI?- II

KREDİ KARTLARINDA DÜZENLEME MEVSİMİ BAŞLADI MI?- II

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ekonomi yönetiminin kredi kartları ile ilgili düzenleme hazırlığında olması kamuoyunda bazı tepkilere yol açtı. Kredi kartı limitlerinin daraltılması, kredi kartı faizlerinin artırılması ve kredi kartı taksit sayılarının düşürülmesi veya taksitli ödemenin kaldırılması gibi düzenleme beklentileri üzerine piyasadan gelen tepkiler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  1. Enflasyonun kaynağı kredi kartlarında değildir. Tüketimi öne almak, fiyatların sürekli artacağı beklentisinden kaynaklanmaktadır. Kredi kartı sistemi genel hatlarıyla Türkiye’de iyi işleyen bir sistemdir. Kayıt dışı ekonomiyi ve vergi kaçırmayı engelleyen bir sistemdir. İyi işleyen sisteme müdahale edilmez.
  2. Bireylerin gelirlerinin çok üzerinde kredi kartı limitlerine dayalı olarak gerçekleştirdikleri harcamalar bir borç sarmalına dönüşmektedir. Bu ekonomik olduğu kadar sosyal da bir sorundur. Müdahale edilmelidir.
  3. Kredi kartları enflasyonun sebebi olmayabilir ancak Türkiye’deki gibi rahat kullanımı çoğaltan etkisi ile ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele politikasını zayıflatmaktadır. Bu durum daha ağır bir problem haline gelmeden kademeli ve gelir gruplarını zora sokmadan bazı tedbirler alınmalıdır.

Ülkemizde kredi kartlarının ekonomik hayatın içindeki yeri, kullanımı, kolaylığı hep bir tartışma konusu, kimi zaman da bankaların ödeme sistemlerinin kimi ülkelere göre hayli önünde olduğunun bir övünç vesilesi olmuştur. Kredi kartı yukarda değindiğimiz nedenlerle oldukça faydalıdır ancak kredi kartı çıkaran kuruluşlar ve kredi kartı sahibi tarafından kontrol edilmediğinde veya otoriteler tarafından iyi regüle edilmediğinde önemli sorunlara yol açabilmektedir.

           Kredi Kartlarının 2000’li Yıllardaki Gelişimi

  • 2000’li yılların ortalarında krizden çıkan ve büyüyen ekonomide bireylerin gelir düzeylerinin arttığı bir ortamda kredi kartları bankalar için kârlı bir alandı. Henüz o tarihte kredi kartları ile ilgili spesifik bir düzenleme olmadığından bankalar, risk iştahlarına göre istedikleri müşterilerine istedikleri limitte kredi kartı verebiliyorlardı. Hatta hatırlayacaksınız, AVM’lerde ve sokaklarda satış timleri tarafından kurulan stantlarda kolayca kredi kartı pazarlanabiliyordu[1]. POS komisyonu ile üye işyerlerinden, kredi kartı komisyonu ve alışveriş faizleri ile de kredi kartı kullanıcılardan gelir sağlayan bankalar için kredi kartını yaygınlaştırmak önemli hedefti. Sonraki yıllarda komisyon ücretleri çeşitlendi, üzerine sigorta gelirleri de eklendi.
  • 2006 yılında BDDK tarafından getirilen düzenleme ile sokakta satışların önüne geçildi, talepsiz ve sözleşmesiz kredi kartı gönderilmesi engelledi ancak yine de önemli limitlerle kredi kartları bireylerin elindeydi ve şubeler yoluyla kredi kartı pazarlanmasına devam edildi. Ekonominin oldukça ısındığı ve cari açığın sorun haline geldiği 2011 yılında bu defa bireysel kredilerin hacmi ve kredi kartı limitleri tekrar gündeme geldi. Bireysel kredilere bankaların ayıracakları genel ve özel karşılıklar diğer kredilerin 4 katına çıkarıldı. 2011-2013 yılları arasında en çok ses getiren Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 18.07.2011 tarih ve 2011/4736 E., 2011/11579 K. sayılı kararı benzeri mahkeme kararları ile kredi kartı aidatlarının geri ödenmesi çok tartışma yarattı. Diğer bireysel kredi ücret ve komisyonları (örneğin konut kredisi dosya masrafı) gibi kredi kartı ücret ve aidatlarının da bankalar tarafından iadesine dönük talepler bankaları zorladı. Müşteriler Tüketici Hakem Heyetlerine başvurarak masraf ve komisyon iadelerini aldılar. Bankaların o dönem karlılıkları etkilendi.
  • 2012 yılında Kredi Kartları Kanunundaki değişikle ilk defa kredi kartı limitleri bankaların ihtiyarından çıkarılarak kanunla bireylerin geliri ile sınırlandırıldı[2]. Kredi Kartı Yönetmeliğine göre Kredi Kayıt Bürosu (KKB) nezdinde getirilen Limit Kontrol Sistemi (LKS) ile sektörde kredi kartı veren tüm kurumlardan toplanan kredi kartı limitleri müşteri bazında birleştirilerek tek limit uygulamasının kredi veren kuruluşlar tarafından yönetilebilmesine imkan getirildi. Kart hamillerinin ilk başvuruda gelirlerini belgelemeleri gerekirken kanun koyucu daha sonraki yıllarda kart hamilinin limit artırım talebi üzerine bankalara gelir tahmin modelleri ile gelir tahmini yaparak limitleri belirleyebilmelerine imkân tanıdı. Kanun ve BDDK tarafından o dönemde yapılan denetimler bir ölçüde bankaların kredi kartı alanındaki faaliyetlerini düzenledi ancak idari para cezalarının caydırıcılıktan uzak ve toplu tüm uygulamaları için Kurul tarafından tek bir ceza kesilmesi bazı bankaların rekabeti bozarak düzenleme dışında bazı riskli uygulamalara yönelmesini engelleyemedi. Yüksek limitlerle harcamaya alışan bireylerin bahsedilen düzenlemeler karşısında yaşadıkları bir takım problemler, “Kredi kartını taksitlendir.com” gibi internet sitelerinin doğması sonucunu da doğurdu. Bu durumu fırsat bilen pek çok tefeci oldukça gelişmiş “call center”lar kurarak kart hamillerinin kredi borcunu kapatarak kendileri belli faiz oranından bireyleri taksitlendirerek kendilerine borçlandırdılar.
  • 2022’den sonraki dönem ise hızlanan enflasyon ve hayat pahalılığı dönemiydi. Bu dönemde, bireylerin gelirlerine enflasyon paralelinde yapılan artışlar nedeniyle hızla yükseldi ve kart hamillerinin kart limitleri oldukça düşük kaldı. İkinci olarak fiyat artış hızının yüksek olduğu bir ortamda piyasa faiz oranlarına göre düşük kalan kredi kartı gecikme faizleri ve kredi kartı avans faizleri, bireyler için düşük faizden bireysel borçlanma, diğer bir deyişle arbitraj imkânı sağlamıştı. Şöyle ki sürekli artan varlık fiyatlarından (otomobil, gayrimenkul, altın, hisse senedi, kripto varlıklar vb.) iyi faydalanan hanehalkları kredi kartları harcamalarının dönem borcu yerine asgari ödemesini yapmış, ayrıca düşük faizden avans, KMH ve bireysel kredi kullanmıştır. Ortodoks olmayan politikaların ve döviz, faiz, kira gibi fiyatlar arasındaki dengelerin bozulduğu bu dönemde hanehalkları, finansal okuryazarlıklarını da geliştirerek bu dengesizliklerden faydalanmaya çalıştı. İhtiyaç kredileri yanında kredi kartları da bunu kullanmanın araçlarından biri oldu.

           Ne Yapılacak ?

           Mayıs 2023 genel seçimlerinden sonra ekonominin başına gelen Mehmet Şimşek yönetimi rasyonel ve sıkı politikalara geçeceğini ilan ederek politika faizlerini artırmaya başlayarak ekonomiyi yavaşça soğutmak istedi. Ancak kredi kartı kullanıcıları Covid 19 sonrasında e-ticaretin kolaylığına, hızına ve rekabetçi fiyatlamasına alışmışlardı. Marketten suyu bile uygulamalar üzerinden alan hanehalkları bir de hızlanan enflasyona karşı kredi kartlarını bir koruma aracı olarak kullanmaya başlayınca kredi kartı harcamalarını dizginlemek kolay olmadı. Üstelik bankalar piyasada tamamen kopan fiyat algısı gibi kişilerin gelirleri ile kredi kartı limitleri arasındaki bağlantıyı da kuramaz oldular. Kredi kartı limitleri için kullandıkları gelir tahmin modelleri çalışmaz olunca kendi inisiyatiflerine ve risk iştahlarına göre limitleri artırdılar. BDDK’nın 2022 yılı ortasından itibaren, bankaları ticari krediler konusunda daha seçici olmaya iten düzenlemeleri de bankaların bireysel kredilerdeki risk iştahlarının artmasına yol açtı.

  1. Kredi kartı harcamalarında yaşanan bu artışlar ekonomi yönetimini harekete geçirmiş ve ilk olarak kredi kartı nakit kullanım faiz oranlarında politika faizi artışından bağımsız bir artış yapılmıştır[3]. Nakit çekim faiz oranlarından başlandığı gibi kredi kartı işlemlerine uygulanan akdi ve gecikme faizleri de hızla yukarı çekilecektir. Ancak düşük gelirli kredi kart müşterilerinin faiz artışlarına duyarlılığı daha az olacaktır.
  • Doğrudan etkili yöntem kredi kartı limitlerinin kısıtlanmasıdır. BDDK’nın seçimden sonra kredi kartı alanında bankalarda özellikle limitlerin gelire göre belirlenmesi üzerine genel bir inceleme ve çıkan sonuçlara göre bir düzenlemeye gitmesi beklenebilir ancak bu biraz zaman alacağından limitlerle ilgili daha genel kısıtlayıcı önlemler denenebilir.
  • BDDK tarafından spesifik olarak “kredi kartı harcama limitleri taahhütleri” düşük/orta riskli varlıklardan daha riski varlıklar kategorisine çıkarılarak bunlar için daha fazla sermaye bulundurulması istenebilir. Ancak kredi kartı limit taahhütleri esasen Basel’i uygulayan her ülkede düşük riskli varlık olarak nitelendirildiğinden bunu Basel Yapısal Birinci Blok içinde yapmak istemez. Kredi kartı limit taahhütleri yine orta/düşük riskli varlık sınıfında değerlendirilebilir ancak yerel düzenlemede kredi kartı limitlerinde belli büyüklükler ve artışlara ilave sermaye gereksinimi getirebilir.
  • Üst gelir gruplarında banka gelir tahmin modellerinin düzgün çalışıp çalışmadığına bakılarak bir düzenleme yapılabilir. Bu anlamda çevremizden çok fazla şikayet gelmekte, hanehalkları talep etmeksizin kredi kartı limitleri bazı bankalar tarafından –düzenlemeler gelmeden- acele bir şekilde ve gelirleriyle mütenasip olamayan bir oranda artırılmaktadır. Gelir tahmin modellerini düzgün işleten bankalar, müşterilerinin kredi kartı limitleri diğer bankalarda hızlıca artırıldığından LKS’ye takılmakta, müşterilerinin taleplerini yerine getirememekte ve rekabette geriye düşmektedirler. Kredi kartları ile ilgili otoritelerin mevcut iyi işleyen sistemi bozmadan ancak hanehalklarının gittikçe yükselen kredi kartı harcamalarını gelirleri ile dengesini sağlayan ve bankalararası rekabeti bozucu uygulamaları caydıracak bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Limitlerin birden düşmesi 2012’lerde olduğu gibi bireyleri tefecilerin eline düşürebilir.
  • Asgari ödeme tutarlarında ayarlama yapılması; düşük gelir (düşük limit) gruplarında asgari ödeme tutarı daha düşük bir noktadan yüksek gelir (yüksek limit) gruplarında daha yüksek bir noktadan tedricen artırılarak harcamalar da istenen yavaşlama sağlanana kadar sıkıştırılabilir. Örneğin 30.000 TL gibi düşük limite sahip kredi kartı sahiplerinin asgari ödemesi % 20, 500.000 TL üstü yüksek limite sahip kredi kartı sahiplerinin asgari ödemesi % 80’e çıkarılabilir. Bu yapıldığında, müşterilerce Bankalara limit azaltma talepleri gelebilir.
  • Taksit sayıları: BDDK tarafından Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmeliğin 26.maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 2019 yılının başından itibaren sektörlere göre yasaklanan veya düşürülen/çıkartılan taksit sayıları selektif olarak yeniden belirlenebilir. Toplam tavan taksit sayısı 6 ile sınırlanabilir.

Unutulmamalıdır ki; sıkı düzenlemelerle aktif-pasif yönetiminde zorlanan bankalar kredi kartı gibi kâr merkezlerinde olabildiğince büyümek isteyecekler, üye işyerleri olabildiğince mal ve hizmeti satmak isteyecekler, bireyler ise hayat pahalılığını ve fiyat artışlarını ellerindeki sihirli küçük kartlarla yenmek isteyeceklerdir. Kamu otoritelerinin buradaki çıkar çatışmalarını gerektiğinde bireyleri piyasanın kâr hırsından ve kendilerinde bile koruyarak uzun vadedeki sosyal sorunları önlemek sorumluluğunda davranması gerekmektedir.


[1] https://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/genel-haberler/kredi-karti-pazari-sokaklara-indi_ID496907/

[2] Kart çıkaran kuruluş tarafından bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için tanınacak toplam kredi kartları limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama net gelirinin iki katını, ikinci yıl için ise, dört katını aşamaz.

[3] Yazı serisinin ilkinin yayınlanmasından sonra 21.03.2024 tarihli TCMB 500 baz puan politika faizi artışı ile kredi kartı harcama akdi faiz oranlarındaki % 3,66 oranı ile çok düşük seviyede kalmıştır.

KREDİ KARTLARINDA DÜZENLEME MEVSİMİ BAŞLADI MI?- II

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir